Edebiyat Fakültemizde Türk ve Özbek Ortak Kültür Mirası Ele Alındı

İstanbul Medeniyet Üniversitesi Edebiyat Fakültesi ev sahipliğinde düzenlenen “Medeniyetimizin İzinde: Türk ve Özbek Ortak Kültür Mirası” başlıklı programda, Türkiye ve Özbekistan arasındaki köklü tarihî ve kültürel bağlar, ortak medeniyet mirası ve geleceğe yönelik iş birliği imkânları ele alındı.

8 Ekim 2026 Perşembe günü Aşık Paşa Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen program, protokol konuşmalarıyla başladı. Rektörümüz Prof. Dr. Gülfettin Çelik açılış konuşmasında, dünyada yaşanan siyasi ve insani krizlerin mevcut küresel düzeni derinden sarstığına dikkat çekerek insanlığın karşı karşıya olduğu sorunların aşılmasında ortak kültür ve medeniyet mirasının önemli bir yol gösterici olduğunu vurguladı. Tarih boyunca farklı toplumların bir arada yaşama kültürü geliştirdiğini belirten Çelik, bu köklü mirasın korunarak modern dünyaya taşınmasının önemine işaret etti. Türkiye ve Özbekistan’ın tarihsel süreçte Doğu ve Batı medeniyetlerinin temsilcileri olarak üstlendikleri rollere değinen Çelik, düzenlenen paneli iki ülkenin ortak medeniyet birikimini günümüz dünyasında yeniden buluşturacak önemli bir adım olarak değerlendirdi. Rektörümüz, üniversiteler ve ilgili kurumlar arasında geliştirilecek ortak projelerle bu iş birliğinin daha da güçleneceğine yönelik temennilerini dile getirdi.

Marifet Tergibatçıları Cemiyeti Başkanı Dr. Bahtiyor Husanov, konuşmasında Türkiye ile Özbekistan’ın ortak tarih ve medeniyet mirasına dikkat çekerek iki ülke arasındaki ilişkilerin eğitim, bilim ve karşılıklı güven temelinde geliştirilmesi, gençlerin ortak projelerde buluşturulması ve millî değerlerinden kopmadan çağdaş bilimsel birikimle yetiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Özbekistan Cumhuriyeti İstanbul Konsolosu Abdülvali Muminov, konuşmasında Türkiye ile Özbekistan arasındaki tarihî ve kültürel ilişkilerin iki halkı birbirine yaklaştıran güçlü bir temel oluşturduğunu ifade etti.

Edebiyat Fakültemizin Dekanı Prof. Dr. Ahmet Koçak, açılış konuşmasında Türkiye ile Özbekistan arasındaki kardeşlik bağlarının dil, edebiyat, bilim ve sanat alanlarında yüzyıllar boyunca şekillenen ortak bir kültürel mirasa dayandığını vurguladı. Ali Şîr Nevâî başta olmak üzere Türk-İslam medeniyetinin önemli şahsiyetlerine değinen Koçak, Buhara ve Semerkant’tan Anadolu’ya uzanan tarihsel etkileşimin iki toplum arasındaki köklü bağları güçlendirdiğini belirtti. Özbekistan’ın bağımsızlığının 35. yıl dönümü vesilesiyle düzenlenen panelin önemine dikkat çeken Koçak, iki ülke arasındaki ilişkilerin eğitim, bilim ve kültür alanındaki iş birlikleriyle geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Program kapsamında düzenlenen ve Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Koçak’ın yönlendiriciliğini yaptığı panelde, Prof. Dr. Abduhalil Mavrulov, Türkiye ve Özbekistan arasındaki ortak kültürel mirasın iki halkı birbirine bağlayan köklü tarihî ve medeniyet temellerine dayandığını dile getirdi. Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Ertuğrul Ökten, Türk ve Özbek toplumları arasındaki tarihî bağlara ve ortak kültürel mirasa ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Ökten, iki toplumun paylaştığı kültürel değerlerin önemine dikkat çekti. İlham Suvanov ise, Türkiye ve Özbekistan arasındaki ortak kültürel mirasın iki halkın tarihî hafızasını, millî kimliğini ve manevî değerlerini bir araya getiren önemli bir bağ olduğunu hatırlattı.

Programda ayrıca Dr. Kemal Yavuz Ataman’ın Benim Tanıdığım Özbekistan adlı kitabının tanıtımı gerçekleştirildi. Kitap tanıtımıyla Özbekistan’ın kültürel birikiminin ve Türkiye ile olan tarihî ve kültürel ilişkilerinin daha yakından tanınmasına katkı sunuldu.
Akademik oturumların ardından program, Özbek şair Prof. Sayyora Tuychiyeva’nın şiir dinletisiyle devam etti. Özbek sanatçılar Aziz Rajabiy ve Adolat İsmailova’nın geleneksel Özbek müziğinden eserler seslendirdiği müzik dinletisi ise katılımcılara kültürel açıdan zengin bir deneyim sundu.

Türk ve Özbek halkları arasındaki dostluk bağlarının güçlendirilmesine katkı sağlayan program, ortak tarihî ve kültürel mirasın yaşatılmasının ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini bir kez daha ortaya koydu. Program karşılıklı hediye takdimleriyle sona erdi.